Boysan’ların Ardından Değil, Boysan’ların İzinden…

Boysan, Zeliş ve Mert.

Onlar gökkuşağının çocukları, onlar  trafik terörünün aramızdan ayırdığı üç yol arkadaşı.

Boysan, Zeliş ve Mert’i geçtiğimiz yıl Gelibolu’da geçirdikleri trafik kazası sonucu kaybettik. Kazada suçlu olan ve beş kişinin ölümüne sebep olan sürücü ise sekiz ay hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. Boysan, Zeliş ve Mert’in aramızdan ayrılışının üzerinden bir yıl geçti.

Boysan Yakar’ı biraz daha yakından tanıyalım:

Boysan; kamuda açık kimlikle çalışan ilk eşcinsel kişiydi. Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü’nün danışmanlığını yapıyordu. LGBTİ hak ve mücadelesi alanında bölgesel ve uluslararası birçok çalışma yaptı. LGBTİ onur haftalarının olmazsa olmazlarındandı. Nisan 2015’te ABD’nin devlet bursuyla Washington DC’de bulunan Human Right Campaign ve Victory İnstitue&Fund örgütlerinde danışman olarak çalıştı. Üç dil biliyor, dört kediye bakıyordu.

Peki bir LGBTİ bireyinin kamu kurumlarında açık kimlikle çalışabilmesi ne anlama geliyor?

Malumunuz, şiddetin her türlüsünün giderek yayıldığı ve meşrulaştırıldığı bir dönemde demokrasiden ve hukuk devleti olmaktan dem vurulurken, “yaradılanı severiz yaradandan ötürü” söylemlerinin içine gizlenmiş ama’lardan en fazla farklı seslere, farklı kimliklere, farklı renklere sahip bireyler olumsuz etkileniyor.

Bizler “nefret öldürür” derken bir cümleden çok ötesini söylemeye çalıştık.

Bir LGBTİ bireyinin yaşamını, kentte karşılaştığı zorlukları hiç merak ettiniz mi?

Ya da sizi LGBTİ bireyi bir doktorun muayene etmesi rahatsız eder mi? Onun koyacağı teşhiş doğru olmayabilir mi?

Ya da LGBTİ bireyi bir mimar, heteroseksüel bir mimarın çizdiği bina projesini çizemez mi?

Ya da ahlâklı toplum olmanın yolu LGBTİ bireylerini istihdam etmemekten, onlara eşit yaşam hakkı vermemekten mi geçer?

Ya da LGBTİ bireylerinin tümünü öldürmek o toplumu tam anlamıyla bir ahlâk abidesi mi yapar?

Oysa ki ne diyordu Anayasamızın 10. maddesi:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”

Oysa ki ne diyordu Türkiye Cumhuriyeti’nin de imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. Maddesi:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

LGBTİ bireylerinin kent yaşamına katılmaları, sağlık, barınma ve istihdam gibi konularda fırsat eşitliğine sahip olabilmeleri için, sırf cinsel kimlik ve cinsel yönelimlerinden ötürü ayrımcılığa, mobbinge ve şiddetin her türlüsüne maruz kalmamaları ve dahası sırf yine cinsel kimlik ve yönelimlerinden ötürü öldürüldüklerinde üstlerinin kolayca çizilememesi için nefret suçlarına karşı nefret yasası elzemdir. Aksi bir durum söz konusu olduğunda ortaya çıkan durum, kişinin yaşam hakkına yapılan gasptır, cinayettir.

2008’den bu yana 2000’e yakın trans birey öldürüldü.

Geçtiğimiz günlerde yine bir nefret cinayeti sonucu Hande Kader’i kaybettik. Hande Kader’in ardından TBMM’de LGBTİ örgütleri, CHP milletvekillerinden Selina Doğan ve Zeynep Altıok’un da katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, anayasanın eşitliği düzenleyen maddesine “cinsel yönelim”, “cinsiyet kimliği” ibarelerinin eklenmesi ve nefret suçlarını önleyici yasaların çıkarılması talep edildi.

Peki bu talep ne anlama geliyor?

Bir LGBTİ bireyi, heteroseksüel bir bireyle eşit yaşam hakkına sahip olacak. “Sırf” cinsel kimlik ve cinsel yöneliminden ötürü kamunun herhangi alanında nefret suçuna maruz kalmayacak, zira artık onu koruyan bir yasası olacak.

Konuyu daha da basitleştirelim:

“Sırf” LGBTİ bireyi olduğu için iş bulamamasının, bulsa da şiddet ve mobbinge maruz kalmasının önüne geçilebilecek.

Belki de en önemlisi, “sırf” LGBTİ bireyi olduğu için öldürüldüğünde adının üstü kolayca çizilemeyecek.

Hâl böyleyken; durumun ne kadar korkunç olduğunu düşünmemiz gerekir.

Kent yaşamına her birey gibi LGBTİ bireylerinin de katılımı hem bir hukuk devletinde olması gereken bir unsur hem de anayasa maddesince engellenemez bir durumdur, zira tüm bunlara ek olarak bir bireyin yaşam hakkını gasp edip onu intihara sürüklemek de bir tür cinayettir.

Peki yerel yönetimler bu konuda bir şeyler yapabilir mi?

LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokolü’nü imzalayan belediyelerden Şişli Belediyesi, LGBTİ bireylerine sağlık hizmeti vermeye başladı. Başta trans bireyler olmak üzere, tedavi hakkına erişimde sıkıntı yaşayan bireylere sunulan bu hizmetle LGBTİ dostu belediyecilik adına büyük bir adım atılmış oldu. Haftanın beş günü 20:00’a kadar bir aile hekimiyle hizmet veren bu poliklinik bünyesinde cinsel yolla bulaşan hastalıklar için de 3 ayda 1 ücretsiz tahlil, rumuz ile kayıt ve anonim test imkanı sağlanıyor.

Yerel yönetimler, LGBTİ taleplerinin güncel siyasi konjonktürde somutlanabilmesi ihtimalinin en yakın olduğu kamu kurumları olması ve alan siyaseti oluşturabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca yerel yönetimlerin LGBTİ’leri de stratejik planlarında bulundurması ve yerel eşitlik eylem planlarında, eşit yaşam hakkı, nefret suçları, homofobi ve transfobi gibi unsurlara da yer vermesi, LGBTİ dernekleriyle ortak çalışmalar yapması, bakıma ihtiyacı olan hasta-yaşlı-engelli LGBTİ bireylerine profesyonel bakım desteği vermesi, LGBTİ bireylerinin ayrımcılığa maruz kalmadan istihdam edilebilmelerini sağlamak amacıyla kent genelinde kurum içinden başlayıp kentli sakinlerine, esnafa, öğrenciye, vs..  homofobi ve transfobiyi ortadan kaldırmak amaçlı empati zemini oluşturan seminerler düzenlemesi, LGBTİ bireylerin hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan faydalanabileceği ruhsal ve fiziksel sağlık hizmetlerinin arttırılması için çalışmalar yapması LGBTİ bireylerinin eşit yaşam hakkına erişebilmesi açısından büyük önem taşıyor. Bu yüzden yerel yönetimlerin bu konuda daha çok sorumluluk almaları gerekiyor.

Okyanus Efe’ye

Eylül’e

Hande’ye

Aligül’e,

Mert’e

Zeliş’e

Boysan’a

ve bu güne kadar toplum baskısı, şiddet, ayrımcılık, cinayet sebebiyle aramızdan ayrılan gökkuşağı çocuklarına rengarenk bir selam olsun.

 

Kaynak: http://www.kadikoyakademi.org/boysanlarin-ardindan-degil-boysanlarin-izinden/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir